Ameliyatsız fibroadenom tedavisi, perkütan ablasyon yöntemi ile güvenli şekilde uygulanır. Bu teknikte, ultrason eşliğinde tümör içine girilerek özel enerji verilmesiyle fibroadenom küçülür ve zamanla kaybolur. Cerrahiye gerek kalmadan konforlu bir tedavi seçeneği sunar.
Perkütan ablasyon ile fibroadenom küçültme işlemi, hastada minimal ağrı ve hızlı iyileşme sağlar. İşlem sırasında sağlıklı dokular korunur ve estetik bütünlük bozulmaz. Yara izi olmaması ve kısa sürede günlük hayata dönüş, yöntemi özellikle genç hastalar için avantajlı kılar.
Ultrason eşliğinde uygulanan perkütan ablasyon, radyolojik görüntüleme ile yüksek hassasiyetle gerçekleştirilir. Tümörün sınırları net şekilde görüldüğü için işlem güvenilir ve tekrarlanabilir niteliktedir. Lokal anestezi altında uygulanması, hastanede kalış gerektirmez.
Fibroadenom tedavisinde ameliyatsız yöntem tercih eden hastalar, perkütan ablasyon ile meme dokusunun korunmasını sağlar. Estetik kaygılar olmadan etkin bir çözüm elde edilir. Bu yöntem, hastaya hem konfor hem de uzun vadeli güvenlik sunan modern bir girişimsel radyoloji yaklaşımıdır.
Ameliyatsız Fibroadenom Tedavisi: Perkütan Ablasyon Nedir ve Nasıl Çalışır?
Perkütan ablasyon, adı üstünde “deri yoluyla (perkütan) yok etme (ablasyon)” anlamına gelen bir tedavi yaklaşımıdır. Fibroadenomların klasik tedavi yöntemlerinden biri, cerrahi olarak kesip çıkarma olsa da; artık gelişen tıp teknolojileri sayesinde, deriyi geniş kesilerle açmak yerine ince bir iğne veya probla ulaşarak bu kitleleri yok etme şansı doğmuştur. Nasıl mı? Özetle: hedeflenen dokuya (fibroadenom) doğru, genellikle ultrason rehberliğinde bir uygulama probu veya iğnesi yerleştirilir. Bu prob ya yüksek ısı (mikrodalga, radyofrekans) ya da düşük ısı (kriyoterapi) gibi çeşitli enerjilerle fibroadenom dokusunu tahrip eder.
Bu yöntemi, örneğin bir buz kalıbını eritmeye benzetebiliriz. Bazen buzu eritmek (ısıtmak) istersiniz, bazen de dokuyu dondurup “parçalanmasını” beklersiniz. Perkütan ablasyon da benzer bir prensiple çalışır. Kimi zaman “ısıtarak pişirme” (termal koagülasyon), kimi zaman da “aşırı dondurma” (kriyoterapi) yöntemleri kullanılır. Isıyla veya soğukla yok edilen fibroadenom dokusu, vücudun doğal savunma ve onarım mekanizmaları tarafından zamanla ortadan kaldırılır. Bu da kitlelerin küçülmesine ve hatta tamamen yok olmasına yol açar.
Bu tedavide hedef, fibroadenomun kendisine zarar verirken çevredeki normal meme dokusunu olabildiğince korumaktır. Bu koruma hem estetik görünüm hem de fonksiyonel bütünlük açısından son derece önemlidir. Özellikle ultrason gibi görüntüleme yöntemleriyle dokunun gerçek zamanlı izlenebilmesi, işlemin güvenlik ve başarı oranını artırır. Düşünün ki elinizde bir büyüteç var ve bir noktayı net bir şekilde görmek istiyorsunuz: ultrason rehberliği de bu netliği sağlayarak işlemin daha güvenli yapılmasına olanak verir. Kısacası ameliyatsız tedavinin sırrı, fibroadenomu hedefe kilitlenen bir “mercek” gibi yakalayıp, minimal girişimle etkisiz hale getirebilmektir.
Ameliyatsız Fibroadenom Tedavisi: Perkütan Ablasyon İçin İdeal Adaylar Kimlerdir?
Perkütan ablasyon tedavisi, her fibroadenom hastasına doğrudan önerilen bir yöntem olmayabilir. Burada önemli olan hastanın tıbbi durumunun, fibroadenomun boyutunun, lokalizasyonunun ve genel sağlık koşullarının detaylı bir değerlendirmesidir.
Öncelikle doktorlar, memede ele gelen kitlelerin iyi huylu olup olmadığını doğrulamak için genellikle görüntüleme (ultrason, mamografi veya MRI) ve gereken durumlarda biyopsi yaparlar. Fibroadenom tanısı konulmuş, “benign” yani iyi huylu karakteri kesinleşmiş hastalarda, kitlenin kanser riski taşımadığı saptandığında perkütan ablasyon düşünülür. Ayrıca kitle büyüklüğü de önemli bir faktördür. Genellikle 2 santimetre ve altındaki fibroadenomlar, bu yöntem için oldukça uygundur. Daha büyük kitlelerde de ablasyon yapılabilir; ancak işlem süresi, etkinliği ve takip süreci biraz daha özen gerektirebilir.
Peki hangi hastalar bu yönteme özellikle sıcak bakar? Öncelikle, ameliyat fikrinden hoşlanmayan veya kesik izlerinden çekinen hastalar için perkütan ablasyon iyi bir alternatiftir. Meme dokusunda büyük kesiler olmadan yalnızca bir iğne giriş yeriyle işlem tamamlanabilir. Kozmetik açıdan neredeyse iz bırakmaması, günümüz hastalarının en çok önem verdiği avantajlardan biridir. Ayrıca anestezi alma konusunda riskli olabilecek ya da genel anesteziye uygun olmayan (kalp, akciğer rahatsızlıkları, kanama bozuklukları vb.) hastalarda da bu işlem, lokal veya hafif sedasyon altında uygulanabildiği için konforlu bir çözüm sunar.
Bunun yanı sıra “fibroadenom ağrı yapar mı?” sorusuna cevap olarak: bazı fibroadenomlar ağrı, dolgunluk hissi veya kozmetik rahatsızlık yaratabilir. Bu durumda hasta, bu şikâyetlerden kurtulmak ister ancak cerrahinin oluşturabileceği sıkıntılarla da yüzleşmek istemeyebilir. İşte perkütan ablasyon bu hastalar için de iyi bir seçenektir. Özetle kitlenin zararsız olduğunun doğrulandığı, boyut olarak ablasyon için uygun olduğu ve hastanın genel sağlık durumunun elverdiği tüm iyi huylu fibroadenom vakalarında bu yöntem düşünülebilir.
Ameliyatsız Fibroadenom Tedavisi: Perkütan Ablasyon Yöntemleri Nelerdir?
Perkütan ablasyon bir şemsiye kavramdır ve bu şemsiyenin altında farklı teknikler yer alır. Bu yöntemlerin ortak noktası, vücudu büyük cerrahi kesiklere maruz bırakmadan, ince bir iğne veya prob aracılığıyla fibroadenomu yok etmesidir. Kullanılan “silah” ise ısı, soğuk veya yüksek odaklı enerji dalgaları olabilir. Şimdi bu yöntemleri genel hatlarıyla tanıyalım:
- Kriyoterapi (Cryoablation): Bu teknikte, fibroadenom dokusu dondurulur. Özel bir kriyo-prob yardımıyla -40°C’ye kadar varan soğuk uygulanır. Düşük ısılarda dokunun su içeriği kristalleşir ve hücre duvarları hasar görür. Donma-çözülme döngüleri tekrarlanarak, hedeflenen alanın canlılığı yok edilir. Bu işlem sırasında hasta genellikle yalnızca hafif bir baskı veya soğukluk hissedebilir. Kriyoterapi, dokunun kenarlarının oldukça net görülebildiği ve ideal büyüklükteki fibroadenomlarda sık kullanılan bir seçenektir.
- Mikrodalga Ablasyon (MWA): Mikrodalga enerjisi kullanarak fibroadenomu “ısı” ile yok etmeyi amaçlar. Bu yöntem evde kullandığımız mikrodalga fırınların “ısıtma mantığına” benzetilebilir; tabii çok daha kontrollü ve odaklı biçimde. Prob, fibroadenom içine yerleştirilir ve mikrodalga enerjisi gönderilerek doku ısıtılır. Isınan doku koagüle olur, yani yapısını kaybeder ve zamanla vücut tarafından temizlenir. MWA hızlı ısınma ve daha kısa işlem süresi avantajı ile öne çıkar.
- Radyofrekans Ablasyon (RFA): Burada ise yüksek frekanslı elektrik akımıyla ısı üretilerek hedef doku tahrip edilir. Radyofrekans dalgaları, fibroadenomun içerisine yerleştirilen bir elektrot aracılığıyla uygulanır. Isının kontrolü ultrason veya diğer görüntüleme yöntemleriyle yakın takip edilerek sağlanır. RFA da mikrodalga gibi doku “pişirerek” etkisiz hâle getirir.
- Yüksek Yoğunluklu Odaklanmış Ultrason (HIFU): Bu yöntem bazen “bıçaksız cerrahi” diye anılır çünkü hiçbir kesiye gerek duymaz. Meme üzerinde, cilde temas eden bir aplikatör aracılığıyla yüksek yoğunluklu ultrason dalgaları fibroadenomu hedef alır. Ultrason dalgaları, hedef bölgede ısı oluşturup dokuyu yakar. Hasta, ekranda gerçek zamanlı olarak işlemi izleyebilme imkânına dahi sahip olabilir. Ancak HIFU henüz her ülkede yaygın ve rutin kullanılan bir yöntem değildir.
- Vakum Destekli Biyopsi (VAB) Sistemleri: Aslında bu tam olarak “ablasyon” sayılmasa da küçük boyuttaki fibroadenomları kısmen veya tamamen çıkarabilmek için kullanılır. Hem tanı (biyopsi) hem de tedavi amaçlı yararlanılabilir. Özel bir iğne, vakum etkisiyle doku parçalarını emerek temizler. Tamamen termal bir işlem olmadığı için bazı farklılıklara sahiptir ancak ameliyatsız seçenekler arasında değerlendirilir.
Ameliyatsız Fibroadenom Tedavisi: Perkütan Ablasyon, Cerrahiye Kıyasla Ne Kadar Etkilidir?
Cerrahi yöntem yani fibroadenomu keserek tamamen çıkarmak, uzun yıllardır uygulanan ve “garanti” olarak görülen bir tedavi yöntemidir. Ancak kesi yeri, dikiş, anestezi riskleri ve bazen hastanede yatış süresi gibi dezavantajlar taşıması, daha az invaziv seçenekleri cazip hâle getirir. Perkütan ablasyonda ise ameliyattaki gibi kitle anında “dışarı çıkmış” görünmez; doku, ısıtılarak veya dondurularak işlevsizleştirilir ve zamanla vücut tarafından absorbe edilir. Peki bu yöntemin başarı oranı nedir?
Yapılan araştırmalara göre (özellikle mikrodalga ablasyon, kriyoterapi ve radyofrekans ablasyon gibi yöntemlerde), küçük ve iyi tanımlanmış fibroadenomlarda başarı oranı oldukça yüksektir. Kimi çalışmalarda, 2 cm’den küçük fibroadenomlarda tam ablasyon oranının %90’ların üzerine çıktığı bildirilmiştir. Büyük boyutlardaki fibroadenomlarda başarı oranı nispeten düşmekle birlikte yine de cerrahiye yakın sonuçlar alınabilmektedir. Başarı tabii ki doktorun deneyimi, kullanılan görüntüleme teknolojisi, kitlenin konumu gibi etkenlere göre değişebilir.
Cerrahi sonrası fibroadenomdan tamamen kurtulma şansı yüksektir ancak daha invaziv olduğu ve iz bırakma potansiyeli bulunduğu unutulmamalıdır. Buna karşılık perkütan ablasyon sonrasında meme dokusunun bütünlüğü büyük ölçüde korunur ve iz neredeyse yok denecek kadar minimal olabilir. Ayrıca işlem sonrası iyileşme süresi genellikle daha kısadır; hasta birkaç gün içinde günlük yaşamına dönebilir. Ağrı ve hassasiyet şikâyetleri de cerrahiye kıyasla daha düşük düzeyde seyredebilir.
Ameliyatsız Fibroadenom Tedavisi: Perkütan Ablasyon Seçmekle Elde Edilen Faydalar Nelerdir?
Perkütan ablasyonun belki de en önemli avantajı, geleneksel cerrahi yöntemlere kıyasla çok daha az invaziv olmasıdır. İyileşme süreci daha hızlı, konforlu ve psikolojik olarak da daha rahat geçer. Hastaların en çok değer verdiği noktalardan biri de kozmetik sonuçtur: meme bölgesinde büyük veya belirgin bir yara izi olmaması, hatta bazen neredeyse hiç iz kalmaması mümkündür.
Bir diğer önemli nokta, genellikle bu işlem için genel anesteziye ihtiyaç duyulmamasıdır. Lokal anestezi veya hafif sedasyonla, hasta uyanık (veya yarı uyanık) haldeyken işlem tamamlanabilir. Bu durum hastane yatış süresini kısaltır, aynı zamanda anesteziye bağlı potansiyel riskleri azaltır. Cerrahi müdahalede çoğu zaman genel anestezi tercih edilir; bu da kalp, akciğer veya diğer sistemik hastalıkları olan hastalarda ek risk anlamına gelir. Perkütan ablasyon ise böyle ek riskleri büyük ölçüde bertaraf eder.
Çoğul fibroadenomlara sahip bir hasta düşünelim: Geleneksel cerrahide her bir kitle için ayrı kesiler gerekebilir veya daha büyük bir kesi açılabilir. Ablasyon yöntemlerinde ise ufak bir iğne girişiyle birden fazla kitlenin tedavisi bile mümkün olabilir (elverişli konumdaysa). Bu hem daha kısa bir işlem süresi hem de memenin estetiğini koruma anlamında ciddi bir kazanımdır.
Sosyal yaşam açısından bakıldığında da faydalar dikkat çekicidir. Zorlu bir ameliyat sonrası günlerce istirahat etmek zorunda kalmak yerine, perkütan ablasyon geçiren hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün işlerine ve günlük rutinlerine dönebilmektedir. Bazı hastalar için bu süreci ufak bir diş tedavisi kadar hafif atlatmak bile olasıdır.
Son olarak uzun takiplerde elde edilen veriler de perkütan ablasyonun başarısını ve hasta memnuniyetini destekler niteliktedir. Fibroadenomların büyük çoğunluğunda belirgin küçülme veya tamamen ortadan kaybolma sağlanır ve hasta kozmetik, psikolojik anlamda tatmin edici bir sonuçla hayatına devam eder.
Ameliyatsız Fibroadenom Tedavisi: Perkütan Ablasyonun Potansiyel Riskleri veya Yan Etkileri Nelerdir?
Her tıbbi işlemde olduğu gibi, perkütan ablasyonun da belli başlı riskleri ve istenmeyen etkileri olabilir. Ancak bu riskler, genellikle büyük cerrahi operasyonlarda karşılaşılanlara göre çok daha düşük orandadır. En sık görülen risk veya yan etkileri şöyle özetleyebiliriz:
- Kanama ve Hematom: İnce bir iğne ya da prob giriş yeri olsa da dokudaki damarlara temas sonucu küçük kanamalar oluşabilir. Bu durum bazen cilt altında morluk (hematom) şeklinde görülebilir. Çoğu vakada morluk kendiliğinden düzelir, ancak nadiren daha geniş hematomlar oluşabilir.
- Ciltte Değişiklikler veya Yanık: Mikrodalga ya da radyofrekans ablasyon gibi ısı kullanarak yapılan işlemlerde, enerji yanlışlıkla cilde veya çevredeki dokuya fazla yayılırsa, ciltte hafif yanık, kızarıklık veya kabarcıklanma olabilir. Ultrason rehberliğiyle bu risk çok düşük seviyeye indirilir, ancak yine de tamamen sıfırlanması mümkün değildir.
- Enfeksiyon: Cilt bütünlüğünün bozulduğu her işlemde, teorik de olsa bir enfeksiyon riski mevcuttur. Bu riski azaltmak için işlem öncesinde ve sonrasında hijyen kurallarına dikkat edilir, bazen önlem amaçlı antibiyotik kullanılabilir.
- Ağrı ve Hassasiyet: İşlem sonrası bölgede bir süre ağrı veya hassasiyet olabilir. Ancak bu ağrı genellikle hafif-orta şiddettedir ve basit ağrı kesicilerle yönetilebilir. Buz uygulaması da rahatlama sağlar.
- İnkomplet (Tam Olmayan) Ablasyon: Özellikle 2 cm’den büyük fibroadenomlarda veya sınırları net gözlemlenemeyen kitlelerde, ablasyonun tamamının hedef dokuya ulaşmadığı durumlar yaşanabilir. Bu durumda kitle tekrar büyüyebilir ya da küçülmeyebilir. Takip ultrasonlarıyla kontrol edilerek, gerekirse ikinci bir işlem planlanabilir.
- Kozmetik Değişiklikler: Nadiren ciltte hafif çukurlaşma (dimpling) veya renk değişikliği oluşabilir. Ancak bu durum cerrahi izlere göre yine de daha az belirgin kabul edilir.
Ameliyatsız Fibroadenom Tedavisi: Perkütan Ablasyonda Ultrason Nasıl Kullanılır?
Perkütan ablasyon tekniklerinin başarısındaki en kritik unsurlardan biri, işlemin gerçek zamanlı görüntüleme eşliğinde yapılmasıdır. Ultrason bu noktada adeta bir “rehber” gibi görev görür. Doktor, fibroadenomu ve çevre doku sınırlarını net bir şekilde görebildiği için iğne veya probu milimetrik hassasiyetle hedef kitlenin içine yönlendirebilir.
Bu durumu karanlık bir odada el feneri ile yolunuzu bulmaya çalışmak yerine, gün ışığında haritayla birlikte yürümeye benzetebiliriz. Ultrason, hekime o “gün ışığını” sağlamış olur. Ekranda kitle net seçilerek, tam merkezine ablasyon probu yerleştirilir. Ardından enerji uygulaması başlar; uygulanan ısı veya soğuk dalgasının yayılma alanı da yine ultrason rehberliğinde gözlenir. Böylece çevredeki sağlıklı dokunun fazla zarar görmemesi için anlık ayarlamalar yapılabilir.
Mikrodalga ablasyon veya radyofrekans ablasyon sırasında, ultrason probu çoğunlukla sabit bir konumda tutulur ve doktor, ablasyon iğnesini uygun açıdan kitlenin merkezine doğru ilerletir. Kriyoterapide ise dondurma işleminin kapsadığı alan ultrasonla izlenerek fibroadenomun tamamen “buz topu” içinde kalıp kalmadığı kontrol edilir. Eğer buz topu fibroadenomun ötesine geçmeye başlarsa, işlem anında durdurularak çevre doku korunmaya çalışılır.
Ultrasonun bir diğer avantajı, radyasyon içermemesidir. Bu da işlemi daha güvenli kılar. Bunun yanında, bazı durumlarda MRI gibi diğer ileri görüntüleme yöntemleri de devreye girebilir. Özellikle fibroadenomun konumu ultrasonla net görülemiyorsa veya meme yapısı çok yoğun ise MRI rehberliği daha başarılı olabilir. Fakat çoğu vakada ultrason, hem kolay ulaşılabilir olması hem de gerçek zamanlı izleme olanağı sunması nedeniyle ilk tercihtir.
Ameliyatsız Fibroadenom Tedavisi: Perkütan Ablasyondan Sonra Hasta Ne Beklemelidir?
Perkütan ablasyon, büyük cerrahi kesilere gerek kalmadan uygulandığı için iyileşme süreci genellikle oldukça rahattır. Çoğu hasta, işlem biter bitmez evine dönebilir veya kısa bir gözlem süresinin ardından taburcu edilir. Tabii ki bu her şeyin “tamamen bittiği” anlamına gelmez. Aşağıdaki maddeler, işlem sonrasında hastayı bekleyen genel durumu özetler:
- Ağrı ve Hassasiyet: İlk birkaç gün, memede hafif ağrı veya hassasiyet olabilir. Bu ağrı, genellikle basit ağrı kesicilerle kontrol edilebilir. Bazı hastalar, birkaç gün süren hafif bir baskı hissi veya zonklama tarif eder; ancak bu şikâyetler giderek azalır.
- Morluk ve Şişlik: Ablasyon bölgesinde hafif şişlik ve ciltte morarma (hematom) görülebilir. Zaman içerisinde (1-3 hafta içinde) bu morluk genellikle kendiliğinden geçer. Memeyi destekleyen bir sütyen kullanmak, bu dönemde rahatlama sağlayabilir.
- Kitlede Değişim: Fibroadenomun fiziksel olarak “çıkarılmadığı” ancak yakıldığı veya dondurulduğu unutulmamalıdır. Dokunun vücut tarafından emilmesi birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir. Kimi hastalar, ablasyon sonrasında kitleyi hâlâ ele geliyor gibi hissedebilir. Bu son derece normaldir, zira küçülme ve tamamen yok olma süreci zaman alır.
- Kontroller ve Takip: İşlem sonrası genellikle belli aralıklarla (örneğin 3 ay, 6 ay, 1 yıl) ultrason veya mamografi ile kontrol yapılır. Doktor bu kontrollerde kitlenin boyutundaki ve yapısındaki değişimi izler. İyileşme istenilen şekilde ilerliyorsa ek bir işleme gerek kalmaz. Nadiren, tam ablatif etki alınamayan durumlarda yeniden ablasyon veya başka müdahaleler düşünülebilir.
- Günlük Hayata Dönüş: Hastaların büyük çoğunluğu, birkaç gün içinde işlerine ve sosyal yaşamlarına geri dönerler. İşlem sonrasında hastanede yatış genellikle gerekmez. Kişi kendini rahat hissettiği andan itibaren, olağan hayat akışına devam edebilir.
Tüm bu süreçte dikkat edilmesi gereken, ablatif işlemin yapıldığı alana aşırı baskı uygulanmaması ve doktorun önerdiği şekilde pansuman yapılmasıdır. Mevcut şikâyetler zamanla hafifler, kitle küçülür veya tamamen kaybolur ve hasta genellikle olumlu kozmetik ve psikolojik sonuçlar elde eder.
Ameliyatsız Fibroadenom Tedavisi: Perkütan Ablasyon Tekrarlayan Fibroadenomlarda Kullanılabilir mi?
Bazı hastalar, ilk fibroadenom tedavisi sonrasında yıllar içinde yeni fibroadenomlar geliştirebilir veya mevcut fibroadenom tekrar büyüyebilir. Tekrarlayan ya da çok sayıda fibroadenomu olan hastalar, elbette tekrar cerrahi işlem geçirmeyi gözlerinde büyütebilirler. İşte bu noktada perkütan ablasyon yöntemleri yine bir kurtarıcı rol üstlenebilir.
Bu işlemin en önemli özelliği, minimal invaziv olması nedeniyle gerek duyulursa tekrarlanabilir olmasıdır. Diyelim ki bir hastada daha önce perkütan ablasyon yapıldı ve kitle küçülüp yok oldu; ancak zaman içinde başka bir bölgede yeni bir fibroadenom çıktı. Bu durumda hasta yine aynı veya benzer bir ablatif yöntemle tedavi edilebilir. Cerrahi gerektiren her müdahale, vücuda ek travma ve iz riskini beraberinde getirirken, perkütan ablasyonla bu travma minimum düzeyde tutulur.
Kriyoablasyon gibi yöntemlerde, kitleyi dondurarak yok etmek nispeten basit bir teknikle gerçekleştirilebildiğinden, aynı bölgede bile yenileme işlemi yapmak mümkün olabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, tekrarlayan fibroadenomun gerçekten iyi huylu olduğundan emin olmaktır. Yani her yeni kitlede veya tekrarlayan lezyonda tanıyı kesinleştirmek için gerekirse biyopsi yapılmalıdır. Çünkü çok nadir de olsa bazı durumlarda meme içinde farklı karakterde kitleler gelişebilir.
Ayrıca tekrarlayan fibroadenomların boyutu ya da konumu önceki lezyonla aynı olmayabilir. Bu nedenle ablasyon tekniğinin seçimi veya uygulama şekli değişebilir. Örneğin ilk seferinde mikrodalga ablasyon yapılmışsa, ikincisinde kriyoterapi önerilebilir; ya da tam tersi. Hangi yöntemin seçileceği, yeniden doktor muayenesine, tetkiklere ve hastanın tercihlerine bağlıdır.

Doç. Dr. Ömer Faruk Ateş, 1988 yılında Amasya’da doğmuş, 2011 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. 2016 yılında Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimini tamamlayarak radyoloji uzmanı unvanını almıştır. Uzmanlık sonrasında aynı hastanede Girişimsel Radyoloji Kliniği’nde görev yaparak ileri düzey girişimsel işlemlerde deneyim kazanmıştır.
2018 yılında Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevine başlayan Dr. Ateş, akademik çalışmalarını sürdürerek Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde doçent doktor unvanını almıştır. 2024 yılı itibarıyla Sakarya Adatıp Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nde hastalarına hizmet vermektedir.
