Varis ve venöz yetmezlik birbirine bağlı ancak farklı iki durumdur. Varis, yüzeysel toplardamarların genişlemesi iken, venöz yetmezlikte toplardamar kapakçıkları işlevini kaybeder. Bu durum bacaklarda şişlik, ağrı ve dolaşım bozukluğu ile kendini gösterir.
Varis belirtileri genellikle cilt yüzeyinde belirgin damarlanma, kozmetik şikâyet ve hafif ağrı ile sınırlıdır. Venöz yetmezlikte ise daha ileri bulgular görülür; ödem, gece krampları ve ciltte kahverengi lekelenmeler tabloya eşlik edebilir.
Venöz yetmezlik, uzun süreli ilerleyen bir süreçtir ve damar içi basınç artışı ile kalıcı cilt değişikliklerine yol açabilir. Varis, venöz yetmezliğin erken bir belirtisi olabilir ancak her varis vakası yetmezliğe ilerlemez.
Girişimsel radyoloji yöntemleriyle varis ve venöz yetmezlik tedavileri minimal invaziv şekilde yapılır. Skleroterapi, lazer veya radyofrekans ablasyon gibi teknikler, damar sorunlarının düzeltilmesinde yüksek başarı sağlar.
Varis Nedir ve Venöz Yetmezlik ile İlişkisi Nedir?
Varis, bacaklarımızdaki (ya da vücudun başka bölgelerindeki) yüzeysel damarların genişleyip bükülmesi ve görünür hale gelmesidir. Bazıları bu damarlara bakıp “kıvrım kıvrım bir yol haritası” gibi göründüklerini söyler. Aslında bu damarların normal işlevi, yerçekimine karşı kanı kalbe geri taşımak için tek yönlü çalışan kapakçıklar aracılığıyla kanın yukarı doğru akışını sağlamaktır. Ne var ki bu kapakçıklar bozulduğunda kan geriye doğru sızabilir (reflü), damar içinde basınç artar ve damar duvarları genişlemeye başlar. İşte bu durum da varis adını verdiğimiz görsel ve fizyolojik tabloyu ortaya çıkarır.
Peki, bu “kapakçık arızası” durumu neden olur? Venöz yetmezlik, damarlardaki kapakçıkların işlevini yerine getirememesinden kaynaklanan genel bir problem olarak düşünülebilir. Bu yetmezlik, derin veya yüzeysel damarlarda ya da her ikisinde birden meydana gelebilir. Varis ise çoğunlukla bacaklardaki yüzeysel venlerde ortaya çıkar. Her varisin ardında mutlaka venöz yetmezlik olacak diye bir kural yoktur; ancak genellikle varis, venöz yetmezliğin bir göstergesi veya daha hafif bir dışa vurumu olarak karşımıza çıkar. Özetle varis “kendi başına” da görülebilir, ama çoğu zaman altında daha derin bir mekanizma, yani venöz dolaşımda bir sorun (venöz yetmezlik) olabilir.
Bu iki durum arasındaki ilişkiyi şöyle bir benzetmeyle açıklayabiliriz: Bir bina düşünelim; bina katları arasındaki suyun çekilmesi bir pompa sistemiyle sağlanıyor. Pompanın ve boru kapaklarının düzgün çalışması gerekir ki su en üst kata kadar çıkabilsin. Eğer kapakta bir sızıntı varsa (venöz yetmezlik), suyun akışı düzensiz hale gelir ve boruların bazı bölümleri dışarıdan gözle görülür biçimde şişebilir (varis). Şişme oluştuğunda, bu tabloya “varis” diyoruz. Ancak her borudaki sızıntı, gözle görünür bir şişliğe sebep olmayabilir. Benzer şekilde kişinin bacaklarında gözle görülür varis bulunmadığı halde, derin damarlarda venöz yetmezlik görülebilir.
Venöz Yetmezlik Nasıl Varis Oluşturur?
Venöz yetmezlik, damardaki kapakçıkların tam kapanmaması veya yapısal bir bozukluk sonucu geri akışı engelleyememesiyle karakterizedir. Kalbe doğru tek yönlü akması gereken kan, bu bozuk kapakçıklardan geriye doğru sızarak (reflü) ayak bileği ve baldır bölgesinde birikir. Yerçekiminin de yardımıyla damarlarda basınç yükselir. Bu yüksek basınç, damarların genişlemesine ve duvarların zayıflamasına yol açar. Nasıl ki bir balona fazla hava üflediğimizde balonun duvarları incelip esner, venöz damarlar da benzer bir şekilde gerilir ve kıvrımlı bir hâl alır.
Sürekli artan basınç, kapakçıkların etrafındaki dokuya iltihap benzeri reaksiyonların oluşmasına da zemin hazırlar. Damardaki yüksek basınç nedeniyle küçük kılcal damarlarda kanın göllenmesi ve akışın zorlaşması, zamanla dokularda ödem, renk değişikliği ve hatta ciddi yaralara (venöz ülser) kadar uzanan bir tabloya yol açabilir. Bunun ilk görünen işareti ise varis olabilir. Yani varis, damar kapakçıklarının işlevini tam yerine getiremediğine dair önemli bir ipucudur. Kısacası venöz yetmezlik, varisin “içsel” sebebidir ve kapakçık arızası → kanın geriye sızması → damarda basınç yükselmesi → damar duvarının genişlemesi formülüyle işler.
Varis ve Venöz Yetmezliği Birbirinden Ayıran Belirtiler Nelerdir?
İlk bakışta varis ve venöz yetmezlik benzer belirtiler gösterebilir: bacaklarda ağırlık hissi, sızı, yorgunluk… Ancak aralarında bazı önemli farklılıklar vardır.
Varisin Belirtileri
- Gözle görülür, belirgin ve kıvrımlı damarlar: Özellikle baldır veya uyluk bölgesinde yüzeye yakın seyreden, 3 mm’den daha geniş, mavi-yeşil tonlu damar çıkıntıları.
- Hafif ödem veya bacaklarda dolgunluk hissi.
- Kaşıntı, yanma veya batma gibi lokal şikâyetler.
- Ayakta uzun süre durulduğunda veya uzun mesafe yüründüğünde artan ağrı.
- Kimi zaman sadece estetik kaygı yaratması; ağrı veya rahatsızlık olmayabilir.
Venöz Yetmezliğin Belirtileri
- Uzun süreli ve daha kalıcı bacak şişlikleri (ödem).
- Ciltte renk değişiklikleri, özellikle ayak bileği çevresinde kahverengimsi veya koyu renkli lekeler.
- Kuruluk ve ciltte incelme, dermatit veya egzamaya benzer döküntüler.
- Hafif dokunuşlarla bile hissedilebilen ağrı, huzursuzluk veya kramp.
- Bacakları yukarı kaldırınca belirgin rahatlama, şişliğin azalması.
- Venöz ülser (iyileşmesi uzun süren yaralar) gibi ileri düzey cilt problemleri.
Varis, daha çok yüzeyde oluşan bir sorunu ifade eder ve gözle görülür “büyümüş damarlar” vardır. Venöz yetmezlik ise derin veya yüzeysel damarları da içerebilen, uzun vadede cilt ve dolaşım üzerinde daha kapsamlı etkileri olan bir durumdur. Elbette bir kişinin hem varisi hem de venöz yetmezliği aynı anda olabilir, zira bunlar tamamen ayrı dünyalara ait problemler değildir. Yine de tek başına varis, ilerlemiş ve derin toplardamarları da ilgilendiren bir venöz yetmezlik anlamına gelmeyebilir.
Venöz Yetmezlik Olmadan Varis Görülebilir Mi?
Varis ve venöz yetmezlik “hep birlikte” gibi düşünüldüğü için şu soru akla gelebilir: “Venöz yetmezlik olmadan sadece varis görülebilir mi?” Evet, mümkündür. Çünkü bazen yüzeysel venlerin kapakçıklarındaki yetersizlik, bacaklardaki derin venöz sistemi etkilemeden, tek başına varislerin oluşmasına yol açabilir. Bu durum genetik yatkınlık veya mesleki koşullar (örneğin uzun süre ayakta durma) nedeniyle yüzeysel venlerin zayıflamasıyla da ilişkili olabilir.
Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, “henüz venöz yetmezlik yok” demenin “asla olmayacak” anlamına gelmediğidir. Zamanla yüzeysel venlerden başlayan problemlerin, diğer damarlara yayılıp daha ciddi bir yetmezliğe dönüşme riski vardır. Bu nedenle varisi sadece bir “görüntü” meselesi olarak görmeyip, altta yatan olası dolaşım bozukluğunu da dikkate almak önemlidir. Örneğin tamamen yüzeysel bir kaynak olsa bile, ilerleyen yıllarda yaşlanma, kilo artışı veya hareketsiz yaşam tarzı gibi etkenler devreye girdiğinde, varislerin genişlemesi ve derin venleri de etkilemesi olasıdır.
Varis ve Venöz Yetmezliğinin Nedenleri Arasındaki Farklar Nelerdir?
Varis ve venöz yetmezlik, her ikisi de damarlardaki kapakçıkların yetersiz çalışmasıyla ilişkilidir; ancak etki alanları ve altta yatan bazı risk faktörleri bakımından farklılıklar olabilir.
Varise Yol Açan Başlıca Faktörler
- Genetik yatkınlık: Ailede varis hikâyesi olan kişilerde görülme sıklığı artar.
- Uzun süre ayakta kalma veya oturma: Yerçekimine karşı kanın taşınması zorlaşır, bu da yüzeysel damarlarda basıncı artırır.
- Obezite: Karın içi basınç artar, bacaklara binen yük artarak kanın geri dönüşü zorlaşır.
- Hormonlar ve gebelik: Gebelikte damarlar üzerindeki basınç artar ve hormonal değişiklikler damar duvarlarını zayıflatabilir.
- Yaşlanma: Zamanla damar duvarları elastikiyetini kaybeder, kapakçıklar daha kolay hasar görebilir.
Venöz Yetmezliğin Başlıca Nedenleri
- Derin ven trombozu (DVT) ve pıhtı: Damar içinde oluşan pıhtı, kapakçıklara zarar vererek kalıcı yetmezliğe sebep olabilir.
- Uzun süreli hareketsizlik: Sadece yüzeysel değil derin venlerde de kan birikmesine yol açar.
- Damar duvarlarındaki yapısal bozukluk: Hem genetik faktörler hem de yaşa bağlı zayıflama derin toplardamarlarda da görülebilir.
- Obezite ve kronik hastalıklar: Özellikle kalp yetmezliği gibi dolaşım sistemini etkileyen hastalıklar, venöz dönüşü zorlaştırarak venöz yetmezliğe katkıda bulunur.
- Gebelik ve hormonal etkiler: Sadece yüzeysel değil bazen derin venlerde de yetmezliğe zemin hazırlayabilir.
Varis ve Venöz Yetmezliğinde Kan Akışı Nasıl Etkilenir?
Kan akışı, en temelde kalp ile damarlar arasında bir “gidiş-dönüş” döngüsüdür. Bacaklardan kalbe doğru dönüş, çoğunlukla kas pompası ve damar kapakçıklarıyla sağlanır. Ayak bileği ve baldır kasları kasıldıkça damarlara basınç uygulanır, kan yukarı doğru itilip kapakçıklarla o seviyede tutulur. Eğer kapakçık “iyi kapanmıyorsa”, kan tekrar geri sızar ve bacaklarda birikir.
Variste, yüzeysel venlerdeki kapakçıklar bu geri akışı engelleyemediği için, özellikle uzun süre ayakta durma ya da oturma halinde bacaklarda şişlik ve ağrı hissedilebilir. Venöz yetmezlikte ise tablo daha karmaşıktır; çünkü sadece yüzeysel değil derin venlerin de basınçlanmasıyla ortaya çıkan “ambülatuar venöz hipertansiyon” adı verilen durum gelişebilir. Yani kişi ayağa kalktığında ya da yürüdüğünde damar içi basınç normalden yüksek seyreder, kan akışı zorlaşır, dokular yeterince boşaltılamaz. Bu da daha sistemik bir problem yaratır.
Varis ve Venöz Yetmezliğini Ayırt Etmek İçin Hangi Tanı Testleri Kullanılır?
Varis ve venöz yetmezlik tanısında modern tıbbın en sık başvurduğu yöntem “venöz renkli Doppler ultrasonografi”dir. Bu testte, damarlara bir jel sürülerek ultrason cihazıyla görüntü alınır. Hem damarın yapısı hem de kanın akış yönü incelenir. Kapakçıkların ne kadar iyi çalıştığı, damarda kaç saniye geri akım (reflü) olduğu net şekilde görülebilir.
Geleneksel ama hâlâ bazı klinik ortamlarda kullanılan “Trendelenburg testi” veya “Brodie-Trendelenburg testi” gibi yöntemler de vardır. Bu testlerde, hasta sırtüstü yatar pozisyonda bacak havaya kaldırılır, damarlar boşaltılır. Ardından hasta hızla ayağa kaldırılır ve damarlardaki dolma hızı gözlemlenir. Hızlı dolma, kapakçıklarda yetersizlik olduğunu gösterir. Günümüzde ultrason kadar ayrıntılı veri sunmasa da pratik bir inceleme yöntemi olarak yerini korur.
Daha karmaşık olgularda veya damarlarda pıhtı şüphesi varsa “venografi” denen, damar içine kontrast madde verilerek röntgen çekilen yöntem de kullanılabilir. Fakat bu işlem invaziv olduğu için, rutin vakalarda Doppler ultrason yeterli görülür.
Dolayısıyla varisi olan bir kişinin, derin venlerde de sorun olup olmadığını görmek için ultrason yapılması çok önemlidir. Aynı şekilde ileri seviyede şikâyetleri olan birinin hangi bölgedeki damarların (derin veya yüzeysel) kapakçık sorunu yaşadığını da öğrenmek açısından bu test hayati değer taşır.
Varis ve Venöz Yetmezliği Tedavileri Aynı mıdır?
Tedavilerde ortak noktalar olduğu gibi, farklı yaklaşımlar da söz konusudur. Her iki durumda da amaç; kan akışını düzeltmek, damar üzerindeki aşırı basıncı azaltmak ve olası komplikasyonları engellemektir.
Konservatif Yaklaşımlar (Her İki Durum İçin Ortak)
- Yaşam tarzı değişiklikleri: Kilo vermek, düzenli egzersiz yapmak (yürüyüş, yüzme, bisiklet), uzun süre sabit pozisyonda kalmamak.
- Bacakları yükseltmek: Günde birkaç kez bacakları kalp seviyesinden yukarı kaldırarak dinlendirmek, şişliği ve basıncı hafifletir.
- Kompleks dekompresyon tedavisi: Özellikle lenfödeme meyilli hastalarda bacak masajları, bandajlama ya da özel çoraplar önerilebilir.
- Komisyon/kompresyon çorapları: Özel basınç sağlayan bu çoraplar, damarlardaki kanın kalbe dönüşünü kolaylaştırır, varis ve venöz yetmezlik yakınmalarını hafifletir.
Varis İçin Özel Tedaviler
- Skleroterapi: Damar içine sklerozan madde enjekte ederek damarın yapışması ve işlev dışı kalması sağlanır. Küçük ve orta boy varisler için çok etkilidir.
- Lazer veya Radyofrekans Ablasyon: Damarın içine ince bir kateter aracılığıyla ısı verilir, böylece varisli damar çökertilir ve kapanır.
- Cerrahi Stripping veya Mini-flebektomi: Daha büyük varisler için eski yöntemlerden biri olan damar çıkarma (stripping) veya küçük kesilerle varisli damar segmentlerini almak (flebektomi) gerekebilir.
- Yapıştırıcı (VenaSeal): Damar içine özel bir tıbbi yapıştırıcı enjekte edilir, varisli damar kapatılır.
Venöz Yetmezlikte Ek veya İleri Tedaviler
- Derin ven kapak onarımı veya bypass cerrahisi: Çok ileri vakalarda derin venlerdeki kapakların tamir edilmesi veya devre dışı bırakılan segmentin bypass edilmesi gerekebilir.
- Pıhtı varsa antikoagülan tedavi: Derin ven trombozu söz konusu olduğunda kan sulandırıcı ilaçlar kullanılabilir.
- Venöz ülser bakımı: Yara pansumanları, basınçlı bandajlar, iltihap ve enfeksiyonu kontrol altına alan tedaviler.
Hem Varis Hem de Venöz Yetmezliği Yönetmede Hangi Yaşam Tarzı Değişiklikleri Faydalıdır?
Gerek varis, gerekse venöz yetmezlik söz konusu olduğunda günlük alışkanlıklarda yapılacak ufak değişikliklerin büyük etkisi olabilir. Damarlarımız, her gün nasıl davrandığımıza göre şekillenir ve bu değişiklikler uzun vadede ciddi fayda sağlayabilir.
Düzenli Egzersiz
- Yürüyüş: Adeta bacak kaslarınızla damarlara masaj yaptığınızı düşünün. Her adımda baldır kasları kasılır, damarlara basınç uygular ve kanın kalbe geri itilmesini kolaylaştırır.
- Yüzme: Su, yerçekimini büyük oranda hafiflettiği için bacaklardaki yükü azaltır, ayrıca vücudu serin tutarak damarların aşırı genişlemesine engel olur.
- Bisiklet: Pedal çevirme, baldır kasları için harika bir egzersizdir. Kan dolaşımını hızlandırır.
Kompresyon Çorapları
- Varisli veya venöz yetmezlikli kişilerde bacaklardaki damarları nazikçe sıkan bu çoraplar, “dışarıdan destek” rolü görür. Kanın yukarı gitmesini kolaylaştırır, basıncı ve ödemi azaltır.
Bacakları Yükseltmek
- Günde birkaç kez 15-20 dakika boyunca bacakları kalp seviyesinden yukarı kaldırmak, yerçekimini tersine kullanmak demektir. Bu kanın geri akışını hızlandırarak bacaklardaki basıncı düşürür.
Uzun Süreli Sabit Pozisyondan Kaçınmak
- Hareketsiz kalmak kanın bacaklarda birikmesine yol açar. Masa başı bir işte çalışılıyorsa, saat başı kısa yürüyüşler veya ayak bileği hareketleri yapılabilir. Ayakta çalışılıyorsa, ara sıra oturarak bacakları dinlendirmek ya da basit baldır kası egzersizleri yapmak fayda sağlar.
Sağlıklı Beslenme ve Kilo Kontrolü
- Aşırı kilo, karın içi basıncı ve bacaklara binen yükü artırır. Taze sebze-meyve, tam tahıllar ve proteinden zengin, dengeli bir diyet uygulanmalıdır.
- Fazla tuz tüketimi, vücuttaki sıvı tutulmasını artırarak ödemi şiddetlendirebilir, bu nedenle tuz tüketimini sınırlamak önemlidir.
Sigara ve Alkolden Kaçınma
- Sigara, damar yapısını zayıflatarak esnekliğini azaltır, ayrıca kan akışını bozabilir. Alkol ise aşırı tüketildiğinde damarların genişlemesine katkıda bulunabilir.
Sıcak Ortamları Sınırlamak
- Çok sıcak duş, hamam veya sauna gibi ortamlarda damarlar genişleyip daha fazla kanla dolar, bu da basıncı artırabilir. Soğuk suyla yapılan kısa duşlar ise damarları sıkılaştırmaya yardımcı olabilir.
Uygun Giyim Tercihi
- Dar pantolonlar, sıkı kemerler veya yüksek topuklu ayakkabılar, bacaklarda ve kasıklarda kan akışını zorlaştırabilir. Rahat giyim, kan dolaşımı için daha idealdir.
Kronik Venöz Yetmezliğiniz Varsa Varis Nasıl Önlenebilir?
Kronik venöz yetmezliği (KVY) olan bireylerin varis geliştirme veya mevcut varislerinin artma riski daha yüksektir. Bu risk, yukarıda bahsedilen yaşam tarzı tedbirlerini ısrarla uygulayarak önemli ölçüde azaltılabilir. KVY’ye rağmen varisin önlenmesi veya geciktirilmesi için ek olarak şunlar da akılda tutulmalıdır:
Düzenli Doktor Kontrolleri
- Venöz yetmezlik, zaman içinde ilerleyebileceği için periyodik kontroller yapılmalıdır. Gerekiyorsa Doppler ultrasonla takip, pıhtı veya kapakçık hasarının derecesi gibi konularda güncel bilgi verir.
- Doktorun önereceği ek tedbirler veya ilaçlar düzenli kullanılmalıdır.
Uzman Önerisiyle Kompresyon Düzeyi Ayarlanmış Çoraplar Kullanmak
- KVY’li hastalarda, basınç sınıfı (örneğin 15-20 mmHg ya da 20-30 mmHg) hastalığın derecesine göre ayarlanır. Yanlış basınç seviyeli çorap kullanmak, fayda yerine zarar verebilir.
- Özellikle gün içinde uzun süre ayakta kalınacaksa ya da yolculuğa çıkılacaksa, kompresyon çorapları büyük avantaj sağlar.
Bacak Egzersizleri ve Yürüme Programları
- Kronik venöz yetmezlikte, baldır kaslarını aktif tutmak çok daha önemlidir. Düzenli yürüme programları veya fizyoterapist rehberliğinde yapılan egzersizler, kanın bacaklardan kalbe dönüşünü iyileştirir.
- Belli aralıklarla ayak bileği pompaları, parmak ucuna yükselme, baldır germe gibi basit egzersizler yapılabilir.
Bacakları Kalp Seviyesinin Üzerine Kaldırma Alışkanlığı
- Günde birkaç kez, 15 ila 30 dakikalık periyotlar halinde bacaklar yüksekte tutulduğunda, damar içi basıncın azalması hem bacaklarda rahatlama sağlar hem de varis gelişimini geciktirir.
Antioksidan ve Flavonoid Ağırlıklı Beslenme
- Meyve ve sebzelerdeki flavonoidler, damar duvarını güçlendirmeye destek olabilir. Özellikle kırmızı-mor renkli meyveler (yaban mersini, kara üzüm, böğürtlen), yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı) ve turunçgiller (portakal, greyfurt) bu açıdan zengindir.
Aşırı Sıcaktan Kaçınma
- Kronik venöz yetmezlikte damarlar zaten basınca karşı hassastır. Uzun süreli sıcak maruziyeti (örneğin sauna, sıcak banyo) damar genişlemesini artırarak varis riskini büyütebilir.
Düzenli Takip ve Gerekirse Erken Müdahale
- Hafif şişlik, renk değişikliği veya yeni gelişen damar çıkıntıları fark edildiğinde zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak önemlidir. Erken dönemde yapılacak küçük müdahaleler veya tedbirler, daha büyük varis oluşumlarını önleyebilir.

Doç. Dr. Ömer Faruk Ateş, 1988 yılında Amasya’da doğmuş, 2011 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. 2016 yılında Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Kliniği’nde uzmanlık eğitimini tamamlayarak radyoloji uzmanı unvanını almıştır. Uzmanlık sonrasında aynı hastanede Girişimsel Radyoloji Kliniği’nde görev yaparak ileri düzey girişimsel işlemlerde deneyim kazanmıştır.
2018 yılında Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevine başlayan Dr. Ateş, akademik çalışmalarını sürdürerek Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde doçent doktor unvanını almıştır. 2024 yılı itibarıyla Sakarya Adatıp Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nde hastalarına hizmet vermektedir.
